Çocukların Okuma Sevgisini Öldürmemeyi Nasıl Başarabilirsiniz? – 2

Birinci Bölüm : Okuma Sevgisini Öldürmemeyi Nasıl Başarabilirsiniz? 

Okuma zamanı!

Ripp öğrencilerine her dersin başında on dakika serbest okuma zamanı veriyor. “Her çocuğa, her gün,” diye anlatıyor. Her bir yedinci sınıfla yalnızca 45 dakikalık blok ders yapabilse de, öğrencilerin okumaya her gün zaman ayırmalarına dikkat ediyor. “O kutsal bir zaman dilimi,” diyor Ripp. İlkokul öğretmeniyken, okumak için öğrencilerine günde 30 dakika verebiliyordu, ama artık bu lüksü yok.

Bu serbest okuma zamanlarında, Ripp, öğrencilerini küçük küçük kontrol ediyor: “Öğrencinin yanına oturup basitçe şunu soruyorum: ‘Bir okur olarak şu anda neyin üzerinde çalışıyorsun?’ Bu bana, öğrenciyle iki-üç dakikalığına iletişim kurma fırsatı sağlıyor: Yeni bir kitap seçmeye ihtiyacı var mı, elindekiyle başa çıkabiliyor mu, nasıl bir okur kimliği var? Böylece yolculuğun hangi durağında olduğunu kestirebiliyorum. Sonra, bütün bu bilgilerden yaptığım çıkarımlarla, onlara dersin geri kalanında başka neler öğretmem gerektiği üzerine kafa yoruyorum.”

Öğrenciler bu okuma etkinliğinden not almıyorlar. “Çocukların serbest kitap okuma etkinliğine not veremeyiz zaten, çünkü bu bir alıştırma,” diyor Ripp. Dolayısıyla, hiçbir başka görevin bu süreden çalmasına izin verilmiyor: Ne listelerin, ne özetlerin ne de yazıya dökülmüş düşüncelerin. “Okumak dışında bir şey yapmasınlar, sayfaların arasında kaybolsunlar istiyorum. Akıcılık kazanmalarını istiyorum. Tam bir sessizlik içinde kitaplarına dalıp gitmelerini istiyorum.”

Ripp, 45 dakikalık sürenin geri kalanını, bir dil dersinde yapılması beklenecek diğer etkinliklere ayırıyor. “İşleri bittiğinde (on dakika sonra); okuma, yazma veya o anda her ne yapıyorsak onun üzerine, kısacık bir ders yaparız. Sonra yine kendi kendilerine bir şeyler yapmaya dönerler; işte bu tam da benim onları değerlendirdiğim andır.” Ama o ilk on dakika her zaman, ama her zaman serbest okumaya ayrılır.

Seçme Özgürlüğü 

“Bana, okumayla ilgili öğretmenlerinizin yapmasını istediğiniz tek bir şey söyleyin, dediğimde, çocukların yanıtı, ‘Seçme özgürlüğü’ oluyor. Buna karşın biz ısrarla ne yapıyoruz? Çocukların seçme özgürlüğünü ellerinden alıyoruz. Önlerine sınırlı seçeneklerden başka bir şey koymuyoruz ve sonra da, neden en çok kitap okumaktan uzak durduklarına hayret ediyoruz. Çünkü okur kimliklerini geliştirmeye fırsatları olmuyor. Seçme sürecinin içine hiçbir zaman girmiyorlar. Yalnızca okumak ve metinle uğraşmak, yararlı söyleşilere girişmek ve, evet, kimi zaman da yanlış seçimler yapmak olanağını onlara sağlamıyoruz.”

Ripp’in sınıfındaki öğrenciler, serbest okuma saatinde okuyacakları kitapları her zaman özgürce seçebiliyorlar. Yapılan konuşma ve tartışmalar sayesinde, kendisine en yararlı olacak seçimleri yapabilmek üzere, her bir öğrenci nasıl bir okur olduğunu yavaş yavaş öğreniyor. “Ya tartışmalar yoluyla, ya kendi kendine kafa yorarak ya da alışkanlıklarına dayanarak; kitap seçimlerini durmaksızın değerlendirmeye tabi tutuyorlar,” diye anlatıyor Ripp.

Eğer okuduğu kitap öğrencinin ilgisini çekmiyorsa, onu elinden bırakmakta özgür. “Bir kitabı okumaktan vazgeçtiğimizde kendimizi kutlamamız gerekir,” diyor Ripp öğrencilerine, “çünkü kendini yeterince tanıyan okurlar olarak, bunun bize kayda değer bir okuma deneyimi kazandırmayacağını biliriz. Ayrıca bize bugün ve şu anda yararlı olacak kitapları seçme alışkanlığını edinmeye şimdiden başlamalıyız. Öğrencilerimin hiç unutmaması, hep akılda tutması ve benimsemesi gereken bir şey var: Şimdi ihtiyaç duydukları şey, bir ay sonra ihtiyaç duyacaklarından farklı olabilir.

Zengin bir sınıf kütüphanesi

Ripp’in sınıfta kurduğu kütüphane, öğrencilerin her istediği zaman gözden geçirebildiği binlerce kitabı barındırıyor. Doğru okudunuz: Binlerce.

Neden bu kadar çok? “Her okur kendine uygun bir kitap bulabilmeli,” diyor Ripp. “Ben ikinci sınıf düzeyi ile lise düzeyi arasında değişen kitaplar okuyan çocuklara öğretmenlik yapıyorum. Kimi zaman benim yaşam biçimimle hiçbir benzerliği olmayan çocuklara, kimi zaman da yaşamları benimkine çok benzeyenlere bir şeyler öğretiyorum. Bu yüzden, her çocuğun kendisine bir şeyler söyleyecek bir kitap bulabildiğinden emin olmalıyım.”

Peki ama, bu kitapları nereden buldu? “Öğretmen maaşıyla gidip de kitaplara binlerce dolar harcayacak durumda değildim, okulumun da fazladan pek parası yoktu, ama yine de çocukların bir şeyler bulma ümidiyle “döküntüleri” karıştırmasındansa, bu raflarda her istediğinde nitelikli kitaplar bulabilmesini tercih ederdim. Böylece, sınıfımızı süsleyip daha albenili kılacak şeyler satın almak yerine, kitap almayı kendime görev edindim. Kitapçıların indirim günlerini takip ettim, ebeveynlerin bağışladığı kitaplar oldu. Ben bu arada her zaman gerçekten çok titiz davrandım. Kitaplarımızın iyi kitaplar olması benim için önemliydi, ben de yalnızca kitap satın aldım.”

Çocuklar neden okul kütüphanesiyle yetinmemeli? Ripp’e göre, öğrencilerin her ikisine de ihtiyacı var. “Raflardan hep onları gözleyen kitapları görmek çocuklara iyi geliyor; sınıfta bir kütüphanemizin olması kimi çocuklarımda büyük bir farklılık yarattı: Okul kütüphanesine uğrama eğilimine uyarak, gidip bir kitap alan, ama iş oturup okumaya gelince aynı istek ve heyecanı duymayan çocuklarda.” Ripp’in deneyimi, sınıflarında kitaplık bulunan öğrencilerin daha fazla okuduğunu ortaya koyan araştırmayı doğruluyor. “Okuldaki ilk yılımın sonunda bir yedinci sınıf öğrencisi yanıma geldi ve bana şöyle dedi,” diye anlatıyor, “‘Biliyor musunuz, değişimdeki en büyük etken, kitapların bütün gün oradan gözümün içine bakmaları’.”

Ripp’in sınıf kütüphanesi ayrıca, inanılmaz çeşitlilikte resimli kitap da barındırıyor. Sınıfta bir sürü resimli kitabın bulunması, birçok ortaokul öğrencisine vurulan “bebek” damgasını silip atmalarına yardımcı oldu. “Bizim sınıfımıza girdiğinizde, yaşlarına uygun olanlar ve her türden kitapla karşılaşabilirsiniz; ama en çok da dört bir yanımızı saran resimli kitaplarla. Bu kuşkusuz olumlu bir etki yaratıyor. İçeri girdiğinizde buranın eğlenceli bir sınıf olduğunu, istediğiniz kitabı seçip okumaya koyulabileceğinizi hemen hissedersiniz. Bizim sınıfımızda elinizde hangi kitabın olduğuna kimse aldırmaz, canınız ne zaman isterse elinizi atıp bir resimli kitap alabilirsiniz.”

Kültür ve toplum

Ripp’in kitabında ısrarla işlenen bir fikir var: Bir sınıf kültürünün durmaksızın inşa edilmesi gerektiği. Kitapların nitelikli bir yaşam için ne denli gerekli olduğu, okurlar olarak kendimizi tanımaya koyulup, okuduklarımız üzerine bolca konuşmanın önemi ve bu sayede büyülü okuma deneyiminin yaşanabileceği düşüncesini, Ripp her gün çocuklara aşılıyor. Öğrenciler her yıl kendilerine özgü ihtiyaçları çerçevesinde, kendi okuma hedeflerini oluşturma yönünde yüreklendiriliyor. Yılın bitiminde, her öğrenci okuyacağı sayıda kitabı seçip alabiliyor.

Yedinci sınıflar okuma yarışması, Ripp’in çocukları okumaya daha fazla zaman ayırmaya yönlendirme yollarından biri. Kendi okur kimliğinin özelliklerini öğrencileriyle paylaşmanın bir yolu olarak, Ripp bu yarışmaya bizzat katılıyor.

Yarışma türü etkinlikler dışında, okuma kültürü sonuç olarak günlük temelde oluşturuluyor. “Okuma becerisinin çabucak ve kolayca kazandırılması beklenemez,” diyor Ripp. “Söz konusu eğitim, insani ilişkilere dayanmalıdır. Baş başa konuşup tartışmaya.”

Ripp, bu öğretim yönteminin kusursuz olmadığını kabul ediyor ve öğrencileri için daha iyisini nasıl yapabileceği üzerinde sürekli kafa yoruyor. “Her çocuğun değişmesini bekleyerek amacımıza ulaşamayız, ama onlara yardımcı olma umudumuzu koruyarak ulaşabiliriz,” diye devam ediyor. “Öğrencilerime hep bunu anlatıyorum: Benim işim size okumayı sevdirmek değil. Yalnızca, daha az nefret etmenizi sağlamak. Eğer okumayı zaten seviyorsanız, o zaman ben her zaman bütün gücümle sevginizi korumak için yanınızda olacağım.”

 

Kaynak 1 : Eğitimpedia

Kaynak 2: https://www.cultofpedagogy.com/stop-killing-reading/

Yazar: Rıdvan Hoca

"Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla." Aldous Huxley

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir